Bugün, hem karlıyız hem de kârlıyız. Genellikle Bursa’ya Uludağ’dan bakan kar, önce kentin eteklerine, sonra da topuklarına kadar indi
Beyazın en güzel tonunu taşıyan su kristalleri için ilk edilen kelam, mikropları hapsedip öldürdüğüdür.
Ardından tarlalara yorgan olduğu ve yer altı sularına damardan kaynak olduğu heyecanla anlatılır.
Kent içinde 20 santimetrelere geldiğinde, yollarda sıkıntı yaratır ama çocuklara kızak ile kaymak için doğal pist olur.
Kardan top olur, kartopundan oyun olur.
Sonunda top büyür adam olur, kömür gözlü, havuç burunlu kardan adam olur.
Uludağ’da kibirlenir, ağalara beylere oyuncak olur. Otellere turizm olur. Pistlerde kayak olur. Gecelerde meze olur. Meyhanesinde şarkı söyleyen İspanyol kadın olur.
Evlerde kestaneye kebap olur, pekmeze helva olur. Uzun gecelere masal olur.
Kültürpark’ta, Botanik Park’ta manzara olur.
Temenyeri’nde, Gökdere’de içinize işler size yoldaş olur.
Doğancı Barajı için kaynak olur, çeşmeler için umut olur.
Bedene verdiği keyif tadından yenmez olur. Üşümenin hoşluğundan, yatakta ısınmanın sarhoşluğundan keyif denen şey Uludağ ile yarışır, zirve olur.
Biraz şımarıp misafirliği abarttığında, okullarda tatil olur.
Geceleri camdan bakana göre ise baktığı açı ile karşılık verir.
Yakıt derdi olmayana baştan çıkarıcı fettan kadındır.
Ekmeği ekmeğe katık edene, sadist bir zindancıdır.
Bir kar tanesinin içinden çıkanlardan yazının nerelere gittiğini düşününce…
Kar dediğin buzlu bir sudur diyenlere bu pazar yazısı kapak olsun!

