...Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir/Emma Goldman. .

müzik ziyafet


MusicPlaylistView Profile
Create a playlist at MixPod.com

7 Şubat 2012 Salı

O kadar kültür mantarda da olur!





Bir televizyonun, raiting tuzaklarından oluşan ve hayali gerçeğin önüne geçirip, küçük kız çocuklarını, kadınsı makyajlarla, küçük delikanlılarını adam edasıyla halkın beğenisine sunan velilerin, gelecek ile ne gibi sağlıklı beklentileri olabilir ki?
O çocukların 3-5 numara büyükleri ya pampişlerin hayran kitlesini oluşturur ya da size yeteneksiz diyen programda sadece seyirci olarak konu mankeni olabilme talebi ile kuyruklar oluşturan bir güruha dönüşür.

Bursa özellikle son zamanlarda yaşama dair, çevreye dair, toplum sağlığına dair, sanata dair, birçok panele ev sahipliği yağmasına rağmen katılımcıların hep aynı profilden oluşması size anlamlı gelmiyor mu?

O zaman gelecek ile endişelerimizi saklı tutmak hakkımızı korumalıyız.

Bazı soruların yalan cevapları vardır.

Örneğin televizyonda ne izliyorsunuz sorusunun cevabı, belgesel ve haber kanalları izlerim yalanı ile soslandırılır.

Televizyonlarda magazin, Allah aşkına bana eş bulun, sabah şekercikleri gibi programları asla izlemiyorum yalanı ise yemek sonrası kaymaklı kadayıf gibidir.

Bizim ekonomik ve kültür altyapımızda olan ülkeler açısından bakıldığında, televizyonun gücü bellidir. Bu böyle olmasa zarar etme pahasına mantar gibi “vaziyet” kanalları türemez.

Sanal alemde de farklı değiliz ki, birçok kimse dünya görüşüne katkı koyacak örgütlere, partilere, STK’lara üye olmak yerine kendi kümeslerini kurma çabasındalar. Oradaki sanal krallığının kendi kendine tatminini yaşamaktadırlar.

Zamanında diyen ne güzel demiş: Şeyh dediğin bir kuldur. Herkes gibi yer, içer, def-i hacet giderir, yellenir ve ihtiyaçları vardır. Zamana karşı herkes gibi acizdir gün gelir 2.5 metre patiska ile 1.00x2.00 metrelik çukur doldurur. Yani şeyh uçmaz, mürit onu uçurur.

Günümüzde yaşanan gelgitlerin, geçmişin geçmişine kör kütük bağlılığın, geçmişin geleceğine saldırmanın kökünde yatan sebep, yaşamın düşünme ve sorgulama kısmını ahmakça bir kolaycılıkla, başkalarına havale etmemizdir.

Ağam, en güzelini düşünür, en uygununu yapar zihniyeti her dönemde, ehliyetsiz ve liyakatsiz toplum mühendisleri yaratmıştır.

Bizler insana dair en önemli haslet olan düşünme, öğrenme ve sorgulama kavramlarını pas geçip, kendimizi muaşeret motoruna çevirirsek, kültür mantarından farkımız kalmaz.

Geceden sabaha üreriz ama aynı gün içerisinde kararıveririz.







Xxxxxxxxxxxxxxxxxx



Necati, Temel’i öldürdü(!) ve kurtuldu

Necati Bilgiç, Bursalı ünlü bir tiyatro ve sinema sanatçımızdır. Kenterler ile başlayan tiyatro kariyerinde sayısız oyunda rol almıştır. Ardından zamanın güzel ve önemli filmlerinde de başarılı ve önemli karakter rolleri oynamıştır.

Televizyonun hayatımıza girmesi ile eğlence programlarının aranan sanatçısı olmuştur. Uğur Yücel ile yarattıkları ikiliden doğan Laz Temel kimliği üzerine yapışınca, bir göçmen çocuğu olan Necati Bilgiç’in, Karadeniz’in hangi ilinden olduğu tartışmaları yapılmıştı.

Necati Bilgiç, İstanbul’a küserek Bursa’da yaşamaya başlamıştı. İçindeki sanat ateşini söndürmeden anılarından çıkardığı bir senaryo çalışması yapıyordu.

Berlin Panteri filminde rol alan ve Laz Temel’i öldüren 30 yıllık arkadaşım, tabiri caizse rolünü döktürmüştü.

Hoş geldin Necati Bilgiç dostum, daha nice başarılara…

yazan :Osman GÜRÇAY

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder